BİR UMUT YETER

Sakin, sade bir hayat süren Yılmaz ile Elif’in hayatı mucizevi bir şekilde Derya ile kesiştiği anda sevgi ile nefretin, kavuşma ile hasretin, merhamet ile hırsın, aşk ile suçluluğun dansı başlar…

Askerlikten malulen emekli olan Yılmaz, Köyceğiz’in ıssız bir adasında bulunan deniz fenerini kendine sığınak olarak seçtiğinde, yeni ve yalnız bir hayata başladığını düşünüyor olsa da, kısa sürede yanıldığını anlayacaktır!

Hayattan fazla beklentisi olmayan Yılmaz Köyceğiz’de tanıştığı Elif’in yaşam sevincinden öylesine etkilenir ki kısa sürede Elif’in de ısrarı ile iki genç evlenmeye karar verirler. Zaman içinde Elif’in peş peşe yaptığı düşükler evliliklerini sarssa da, hiç beklemedikleri bir zamanda mucizevi şekilde yeni doğmuş bir bebeğin girmesiyle hayatları ters yüz olacaktır.

Elif, bebeği Allah tarafından gönderilmiş bir hediye olarak görürken, Yılmaz bunun yanlış olduğunu biliyordur. Elif’in bebeği bağrına evlat diye basmasıyla birlikte, yıllar boyu sürecek vicdan azabı da başlamıştır artık...